Sultan I. Mehmed (Çelebi) tarafından 1419 yılında yaptırılan külliye, Ankara Savaşı'nda (28 Temmuz 1402) Timur karşısında alınan mağlubiyetin ardından, Osmanlı hâkimiyetinin yeniden doğuşunu sembolize etmektedir. Bir cami (Yeşil Camii), medrese, türbe (Yeşil Türbe), hamam ve imaretten oluşmaktadır. Türbenin içinde Çelebi Sultan Mehmed'in, oğulları ve kızlarının ve dadısının sandukaları bulunur.

"Yeşil" Camii Türkiye'deki en güzel tarihi yapılardan biri olarak düşünülmektedir. Caminin mihrabı, mahfili döneminin İznik çinileriyle kaplanmış olup, olağanüstü bir süslemeye sahiptir. Çiniler %80 oranında kuvars, diğer bir deyişle yarı değerli maden taşları içermekte olup, literatüre "üretilmesi imkânsız seramik" olarak geçmiştir. Mimarı ve süslemeleri yapan kişiler, zamanının en ünlü kişileriydi. Külliye yapıları öncelikle mimarı Hacı İvaz Paşa başta olmak üzere, Bursalı Nakkaş Ali İbn İlyas Ali, çini ustası Mecnun Mehmed, tahta oymacısı Tebrizli Hacı Ali ve kiremitçi Pir Mehmed Çelebi gibi sanatkârların olağanüstü gayretleriyle oluşturulmuştur. Yapıdaki süsleme elemanlarında sanatçı imzalarına yer verilmesi yapının banisi Sultanın sanata ve sanatçıya verdiği değeri de göstermektedir.  
Külliye içindeki yapılar ve süslemeleri araştırmacı ve sanatçıların tarih boyunca ilgisini çekmiş, onların farkındalığı Bursa’nın tanınırlığını arttırmıştır. Bursa Valisi Ahmet Vefik Paşa tarafından 1864-67 yılları arasında Bursa’ya davet edilen Fransız mimar Leon Parvillé, Yeşil Cami’nin cephe, iç mekân, taş işçiliği ve çini süslemelerini detaylı biçimde çizerek günümüze yapıyı tanıtıcı önemli belgeler bırakmıştır.  
İlk Türk arkeoloğu kabul edilen, müzeci ve ressam Osman Hamdi Bey (1842-1910) Türk resminde figürlü kompozisyon kullanan ilk ressam olarak da bilinmektedir. Aynı zamanda Sanayi-i Nefise Mekteb-i Alisi (Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi) ve İstanbul Arkeoloji Müzesi kurucusu olan Osman Hamdi Bey’in en tanınmış eserlerinden biri olan “Kaplumbağa Terbiyecisi”(1906) tablosundaki figür, mekân olarak Bursa Yeşil Cami’nin üst katındaki odada gösterilmiştir. İki Müzisyen Kız (1880), Yeşil Türbe’de Dua (1882) adlı tablolarında da çiniler gerçekçi görünüşleriyle dikkat çekmektedir. Ressamın tablolarına konu olan Yeşil Cami ve Türbe çinileri günümüzde de aynı etkilerini sürdürmektedir. 

Mimar, şehir plancısı, teorisyen, yazar ve ressam Le Corbusier, mimarlık hayatına başlamadan önce, 1911’de Doğu’ya yaptığı gezi sırasında Bursa’yı da ziyaret etmiştir. 1920’li yıllarda ortaya attığı "biçimsel saflık" anlayışına örnek olarak Bursa Yeşil Cami'yi göstererek eserin sadeliğinden, heybetinden ve azametinden söz eder. Ona göre bir bina içiyle dışıyla ancak bu kadar uyumlu olabilir ve geometrinin şiirleştirilmiş şeklidir Yeşil Cami. 

Fatih Sultan Mehmed döneminde, 1480 yılında Türbedar Köse Ali Paşa (Sofu Bedreddin) tarafından tek hamam tipolojisinde yaptırılan ve kapısı üzerindeki kitabesinde devrengeç suyu kullanıldığı yazılı olan hamam'ın çapraz karşısında Sultaniye Medresesi ismi ile zamanın en saygın medreselerinden biri olan Yeşil Medrese ise Türk İslam Eserleri Müzesi olarak faaliyet göstermektedir.İmarethane aynı işlevini korumaktadır.