Sultan I. Murad tarafından 1363/66 yıllarında yaptırılan külliye, şehrin batıya doğru genişlemesini sağlamıştır. Bünyesinde bir cami, bir medrese, imaret, hamam ve türbe barındırır. Hüdâvendigâr Camii'nin en önemli özelliği, aynı yapının bir parçası olarak caminin ikinci katında bulunan medresedir. Bu yapı, iki revağa sahip tek ve eşsiz bir Osmanlı Camii örneğidir.

Türbe yapısında, aralarında Sultan Murad Hüdâvendigâr'ın (I. Murad) da bulunduğu 8 adet sanduka yer alır. 1855 yılındaki depremde hasar gördükten sonra 1906 yılında Sultan Abdülhamid tarafından onarılan imaret, bugün sosyokültürel bir merkez olarak kullanılmaktadır.

Caminin doğusundaki Gir-Çık hamamının diğer külliye hamamlarına göre küçük yapılmış olması, külliyede gerekli fonksiyonel birimlere yer verildiğini, ancak yakındaki Eski Kaplıca’dan da yararlanıldığını açıklamaktadır.

Külliye, bulunduğu bölgedeki bir mahalleye adını vermiştir. Ayrıca Külliye’nin bulunduğu alan, şifalı suların yer aldığı kaplıca bölgesi olup, bu bölge bu yönüyle günümüzde de kent için önemlidir.