Muradiye Camii, Sultan II. Murad tarafından Külliyesi’nin merkez yapısı olarak inşa ettirilmiştir.

Cami’nin basık kemerli giriş kapısı üzerindeki celi sülüs hat ile mermere yazılmış üç satırlık Arapça kitabesinde caminin inşaatına 1425 yılında başlandığı ve 1426 yılında tamamlandığı belirtilmektedir.

Ters “T”  plânlı (tabhâneli, zâviyeli) camilerden olan yapı asıl ibadet mekânı, iki yanda birer kubbe ile örtülü eyvanlar ve beş gözlü son cemaat yerinden oluşmaktadır. Yapının son cemaat yerinde Bizans dönemi sütun başlıklı iki granit sütun bulunmaktadır.

Kündekârî tekniğinde yapılmış olan ahşap kapı caminin yapıldığı tarih ile eş zamanlı olup, çok ince bitkisel motiflerle süslenmiştir.

Caminin içinde, eşsiz çinileri ile meşhur Yeşil Cami’nde kullanılmış olan zümrüt yeşili çiniler ile bütün çini panoları çevreleyen bordürlere rastlanıyor olması Yeşil Cami’de çalışmış olan Tebrizli ustaların bu yapının çini süslemelerinde de çalıştığını düşündürmektedir.

Caminin tamamen alçıdan mihrabı rokoko üslubunda olup, süslemesi dönemin sanat özelliklerini yansıtmaktadır.

Tuğladan inşa edilmiş iki minareye sahiptir. Doğuda olanının hem zemin kattan hem de asma kattan; batıdakinin ise sadece asma kattan girişi bulunmaktadır.

Caminin haziresi, II. Murad Türbesi’nin civarına zamanla şehzade ve saray mensuplarının da gömülmesiyle hanedan kabristanı haline gelmiştir.

1855 Bursa depreminde çok hasar görmemiş ender camilerdendir. Zaman içerisinde çeşitli onarımlar geçiren Yapı son olarak 2014 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce restore edilmiştir.       

Bunlara da gözatın